NVİDİA ŞİRKETİNİN VE JENSEN HUANG'IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
- Servet Topaloglu

- 12 Kas 2025
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 14 Kas 2025
Günümüze kadar insan yaşamını değiştiren pek çok inovasyon oldu. Bugünden geriye doğru sıralarsak; 90'lı yıllarda internet ve Dünya Çapında Ağ Kurulumu (www) ve cep telefonunun cep bilgisayarına dönüştürülerek küresel günlük yaşamı domine etmesi, 40'lı yıllarda transistör, 20'li yıllarda antibiyotik, 1880'li yıllarda yaygın elektrik dağıtım şebekesi, 1870'lerde içten yanmalı motor ve elektrikli haberleşme sistemleri (telefon), 1700'li yıllarda buhar makinesi, 1400'lü yıllarda matbaa bunlardan en önemlileriydi.
Günlük yaşamda büyük hareketlenmelere neden olan bu inovasyonlar dönemin bazı girişimcilerine, hatta devrimci olarak dahi görülebilecek kişilerine olağanüstü fırsatlar yaratarak, ekonomik, siyasal ve sosyal alanda güç sağlamalarına olanak sağladı.
Örneğin Hristiyan din adamı Luther, matbaanın icadının hemen arkasından İncil'i Almancaya çevirip, kendi görüşleri doğrultusunda yorumlayıp, çoğaltarak Katolik dünyaya meydan okumuş, Hristiyanlıkta kalıcı bir reform yapmış ve Hristiyanlığın Protestan mezhebini kurmuştur. Babası kriminel bir iş insanı olan (lakabı ''Şeytan Bill'') Rockefeller ise, petrol akışını kaynaktan dağıtım noktasına kadar kontrolü altına alarak, sanayi devriminin olağanüstü kazanım sağlayan kişileri arasına katılmış ve adeta ''sessiz ve görünmez bir imparatorluk'' kurarak, dünyanın en güçlü kişilerinden biri olmuştur. Steve Jobs ise (okuduğu okuldan kendi isteği ile ayrılmıştır), hisselerinin çoğunluğunu erken elden çıkarması ve erken ölümü nedeniyle, belki anılan kişiler gibi ''imparator'' olamamıştır, ancak kuruluşunu ve gelişimini gerçekleştirdiği Apple bugün sadece küresel dev bir şirket değil, kullanıcıların günlük yaşam biçimini, iletişimini, bilgi tüketimini ve hatta ticari uygulamalarını belirleyen bir güç merkezidir ve piyasa değeri yaklaşık 4 Trilyon Dolar mertebelerindedir.
Günümüzde en fazla tartışılan konularından birisi, dijital devrimin hesaplama ve yorumlama gücünü, grafik işlem biriminden (GPU) yapay zekâ (YZ) fabrikasına kadar domine eden Nvidia'nın ve Kurucu Ortağı ve CEO'su Jensen Huang'ın da, ismini tarihe benzeri şekilde yazdırıp yazdıramayacağıdır.
Jensen Huang 1963 yılında Tayvan'da, kimya mühendisi bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Dokuz yaşındayken, yakınlarda süren Vietnam Savaşı'nın yarattığı endişeler nedeniyle, İngilizce bilmemesine rağmen eğitimine yatılı bir okulda devam etmek üzere ailesi tarafından ABD'ine gönderildi. Gençlik yıllarında "Denny’s" restoran zincirinde bulaşıkçı olarak çalıştı. Huang, 1993 yılında arkadaşlarıyla birlikte Nvidia'yı kurduğunda, şirketin zamanla dünyanın en değerli firması haline geleceğini herhalde tahmin etmemiştir. O ve arkadaşları, IBM ve AMD gibi şirketlerde kısıtlı bir mesleki deneyim edinmiş genç teknoloji meraklılarıydı. Şirketin geliştirdiği ilk iki çip, teknik açıdan gelecek vaat etmesine rağmen, yüksek maliyetleri ve düşük kullanışlılıkları nedeniyle başarısız olmuştur. Ticari başarı, ancak üçüncü çiple yakalanabilmiş, asıl atılım ise Microsoft'un genç geliştiricileri Xbox için grafik donanımı üretmek üzere görevlendirilmeleriyle gerçekleşmiştir. Günümüzde 36.000 çalışana sahip olan Nvidia, beş trilyon ABD Doları seviyesinde bir piyasa değerine ulaşmış durumdadır. Bu değer, karşılaştırma yapmak gerekirse, Almanya borsasının ilk 40 şirketinin (DAX-40 ) toplam piyasa değerinin iki katından daha fazladır. Şirket, geliştirdiği YZ çipleri sayesinde yapay zekâ devriminin en baskın oyuncusu konumundadır. Acaba Nvidia, bir nevi tarihsel öncülü olan Standard Oil'in aşırı gücü nedeniyle 1911'de parçalandığı gibi (antitrust davası) dağılıp, alt markaları olan ExxonMobil, Chevron ve ConocoPhillips gibi değerini koruyabilecek midir, yoksa Apple gibi, bir anti-tröst balyozuyla dahi parçalanması zor olacak bir imparatorluk olarak varlığını sürdürebilecek midir?
Nvidia'nın basit bir firma olmaktan çıkıp neredeyse mistik bir fenomen haline gelmesini açıklayan beş temel neden şunlardır:
1)Başarının İtici Gücü
Çalışanların "basınçlı düdüklü tencere" olarak nitelendirdiği Nvidia ortamında, teknoloji prensipleri yeniden tanımlanmaktadır. Bu durum, Intel Kurucu Ortağı Gordon Moore tarafından ortaya atılan Moore Yasası'nın aşılmasıyla belirginleşmektedir. Moore Yasası, bir mikroçip üzerindeki transistör sayısının yaklaşık her iki yılda bir iki katına çıktığını ve bunun da hesaplama gücünde üstel bir artışa yol açtığını ifade eder. Nvidia, bu yasayı geride bırakarak, kendisi için bir nevi "Hiper Moore Yasası"ndan bahsetmektedir; bu, her iki yılda bir gerçekleşen iki kattan daha fazla bir büyüme anlamına gelmektedir.
2)Dünyanın En İyi Çipleri
Nvidia'nın teknolojik liderliğinin temelini, kısaca GPU (Graphics Processing Unit / Grafik İşlem Birimi) olarak adlandırılan işlemcileri oluşturmaktadır. Geleneksel merkezi işlem birimleri (CPU'lar) işlemleri sıralı (ardışık) olarak gerçekleştirirken, GPU'lar paralel hesaplama yapma yeteneğine sahiptir. Örnek vermek gerekirse; bir CPU, temel çarpma işlemlerini adım adım ($1\times 1$, $1\times 2$, $1\times 3$, vb.) hesaplarken, bir GPU tüm bu hesaplamaları eş zamanlı olarak gerçekleştirebilmektedir. Nvidia'nın modern Blackwell GPU'ları, saniyede on katrilyon (on bilyon) hesaplama işlemi gerçekleştirerek her türlü düşünce hızını aşmaktadır. Rakip firmalar olan AMD ve Intel'in GPU'ları ise bu performansın yalnızca yarısına ulaşabilmektedir. Nvidia'nın bu yüksek performanslı çipleri, yapay zeka (YZ) çağına dair tüm vizyonların ve potansiyel distopyaların temelini oluşturmaktadır. Profesör Yuval Noah Harari'nin bahsettiği, adeta tanrısal bir efsanevi varlık olan "Homo Deus"un ortaya çıkışı bu zeminde gerçekleşmektedir: “Ben, tüm kültürel yapay zekâ eserlerinin – fiziksel nesnelerden fikirlere kadar – inorganik bir zekâdan kaynaklandığı bir uzaylı kültüründen bahsediyorum.”
3)Yapay Zekanın İşletim Sistemi
Dijital dünyanın veri akışı günümüzde bilgisayar algoritmaları üzerinden sağlanmaktadır. Nvidia'nın CUDA platformu, makine öğrenimi için endüstri standardı haline gelmiştir. Tüm YZ uygulamalarının %80 ila %90'ı bu platform üzerinde çalışmaktadır. Bu ekosisteme dâhil olanlar için ayrılmak oldukça zordur; bu durum, ekonomik bir çekim kuvveti yaratan dijital bir kilitlenme (lock-in) etkisi oluşturmaktadır.
4)Eko-Sistem
Nvidia, dijital değer zincirlerine derinlemesine yerleşen bir eko-sistem yaratmıştır. Artık sadece donanım üretmekle kalmayıp, bütünsel YZ Fabrikaları inşa etmektedir. Bu yapılar sayesinde, YZ, robotik, kuantum bilgisayarlar ve otonom sürüş gibi tüm büyük gelecek trendlerinde aktif olarak yer almaktadır. Üç boyutlu (3D) dünyaların oluşturulması ve simülasyonu için kullanılan Omniverse platformu, şirketin laboratuvarını; geliştiricilere yönelik bir YZ platformu olan DGX Cloud ise makine dairesini temsil etmektedir. Başka bir sağlayıcıya geçiş yapmak, on iki aya kadar süren, pahalı, riskli ve istenmeyen bir süreçtir.
5)Sistemli Ortaklıklar
Huang, geleceğe sistematik yatırımlar yapmaktadır. Nokia'ya bir milyar, Intel'e beş milyar, OpenAI'a ise yüz milyar (yatırım değeri) olarak bildirilen katılımlar söz konusudur. SoftBank ile veri merkezleri inşa etmekte, Deutsche Telekom ile ise Münih yakınlarında bir dijital sinir sistemi kurmaktadır. Kurulan her bir ortaklık, yeni bir sektöre açılan bir boru hattı (pipeline) işlevi görmektedir.
Bu yazıyı kaleme almamın nedenleri şunlardır:
1)Okuyucuları, dijital teknolojilerin geldiği nokta ve yarattığı olağanüstü değer konusunda bilgilendirmek,
2)Türkiye'deki özellikle genç kuşağın, söz konusu ''küresel kalıcı trendlerle'' birlikte derhal harekete geçmesi için ufkunu açmak (bugüne kadar benzeri kalıcı trendleri çok geç benimsedik) ,
3)Türkiye'deki özellikle genç kuşağı, siyasal sistemdeki bazı 20. yüzyıl politikacıların ''akıl ve düşünce daraltıcı'' söylem ve eylemlere itiraz etmeye ve onları demokratik yöntemleri kullanarak 21. yüzyılın gerçekleriyle hareket ettirmeye zorlamaları için teşvik etmek.
Zira; Türkiye olağanüstü yüksek potansiyele sahip bir ülkedir. Bizden önceki nesillerden bize intikal eden varlıklara ve değerlere sahip çıkarak ve üzerine değer katarak, bir sonraki kuşağa devir etme yükümlülüğü taşımaktayız. Gidecek başka bir ülkemiz olmadığından, ne başka bir ülkenin taşeronu olmayı ne de siyasi ve ekonomik bağımsızlığımızı kaybederek köşemize çekilmeyi kabul edebiliriz. Küresel lider ülkelerin gündemlerinde yukarıdaki konular varken, bizler ''topluma “medeniyet” dersi vermek ve kendi gibi düşünmeyene “had bildirmek” üzere önemli görevler üstlenen büyüklerimizle birlikte çalışamayız ve tarihe mal olmuş olayları farklı şekilde yorumlayarak ve polemiklere girerek vakit kaybedemeyiz. Anlamsız ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet ve okul tartışmalarıyla da kutuplaşıp, gücümüzü aşındıramayız.
Not: Nvidia ve Kurucu Ortağı ve CEO'su Jensen Huang hakkındaki bilgiler, Gabor Steingart'ın 7.11.2025 tarihli The Pioneer Brifing Business Class Edition bölümünden alınmıştır.






Yorumlar