• Servet Topaloglu

RAFİNE ŞİRKETLER VE GIDA PERAKENDE SEKTÖRÜ...

Şirketlerin yarattıkları değerler, sadece ana hissedar ve diğer hisse senedi sahiplerine ait değildir. Yaratılan değerler, çalışanlar için yüksek ücret, şirketler için yeniden yatırım ve devlet için daha yüksek vergi geliri olarak tekrar dağıtılır. Yurttaşlar da almış oldukları daha nitelikli ve hesaplı ürün ve hizmetlerle yaşam standartlarını yükseltirler. Şirketlerin iyi yönetilmesi ülkenin refah düzenine önemli katkı sağlar.


Pazardaki rekabet ve performans çıtasını, sektörlerinde pazar lideri olan şirketler belirler. Takipçiler (rakipler), ancak daha iyi çözümler üretmeleri halinde lidere meydan okuyabilirler. Bunu yapabilecek yetkinlikler geliştiremiyorlarsa, en azından lider kadar iyi performans göstererek aranın daha da açılmasına izin vermemek isterler. Sektörlerdeki rekabet ekosistemi sadece yurttaşların yararına değil, sektör içinde bulunan tüm paydaşlar ve ülke ekonomisi içinde çok sağlıktır.


Halkın günlük ihtiyaçlarının karşılandığı gıda perakende sektörü, Türkiye'nin en büyük pazarlarından birisidir. Türkiye'de bu pazarın lideri BİM'dir. Şirketin, Türkiye'nin hemen her ilçesinde bir mağazası vardır ve mağazalarının toplam sayısı yaklaşık 8.500'dir.


BİM, 2020 yılında yapmış olduğu toplam 55,5 milyar TL'lik satış hacmiyle, farklı bir sektörde faaliyet gösteren ve Türkiye'nin en büyük şirketi olan Tüpraş'ın 63,2 milyar TL olan satış hacmine oldukça yaklaşmıştır.


BİM'in pazar değeri 43,2 milyar TL, Tüpraş'ın ise 26,6 milyar TL'dir (İMKB/15.3.2021 verileri).


Gıda perakende sektöründe faaliyet gösteren bir diğer büyük perakende şirketi olan Migros'un satış hacmi 28,8 milyar TL, pazar değeri de 7,2 milyar TL'dir.


Gıda perakende sektöründe discount formatı ile rekabet eden BİM, söz konusu satış hacmini ve şirket değerini yaklaşık 800 ürünle gerçekleştirmektedir. Aynı pazarda, fakat farklı bir segment olan süpermarket formatında faaliyet gösteren takipçisi Migros ise yaklaşık ortalama 10.000 çeşit ürünle pazardadır.


BİM 2020 yılı finansal neticelerini açıkladı. Şirket satışlarını geçen seneye oranla % 38 artırdı. BİM'in aynı mağaza bazında satışlarını %28,4 oranında, yani açıklanan gıda enflasyonunun üzerinde artırması şirketin sağlıklı büyümesinin bir göstergesidir. BİM'in aynı dönemde faaliyet karını (FVAÖK) %61, net karını ise %113 yükseltmesi ise göz kamaştırıcıdır (bkz. Yatırımcı Sunumu 2020, BİM Kurumsal Sitesi).


BİM Türkiye'nin en önemli istihdam sağlayan şirketlerinden biridir. Yaklaşık 55.000'e ulaşan çalışan sayısı ile Sabancı Holding'in yarattığı istihdam sayılarına yaklaşmıştır.


BİM iyi bir kurumlar ve katma değer vergisi ödeyen şirkettir.


BİM ayrıca 2013 yılında yapmış olduğu ikinci format yatırımında da (FİLE) kritik ölçeği aşarak, kar yapmaya başlamıştır. ''Discount-süpermarket'' formatında gerçekleşen ve devam eden bu yatırım, gelecek dönemlerde BİM'in süpermarket formatında faaliyet gösteren takipçilerini oldukça zorlayacak, büyümekte muhtemelen zorlanacak BİM'in klasik discount formatına ise nefes aldıracaktır. Zira FİLE, yenilikçi konseptiyle yurttaşlara mevcut süpermarketlerden daha iyi ve daha hesaplı çözümler sunmak üzere oldukça özgün kurgulanmış bir perakende modelidir.


Özetle BİM, ilk paragrafta sözü edilen kriterlere göre ülkeye olan katkısı yadsınamaz bir şirkettir.


Olağanüstü bir kriz yılı olan 2020 gibi bir dönemde gerçekleştirilen finansal performans için BİM'in icrada görevli yönetici ve tüm 55.000 çalışanını güçlü bir şekilde alkışlamak gerekir.


Gıda perakende pazarının lideri BİM başarılı bir şirkettir. Finansal hedefler olan satış, faaliyet karı, net kar ve nakit akışı gibi göstergelerini sürdürülebilir şekilde belirli bir seviyede tutan ve geliştiren şirketler başarılı şirketlerdir. BİM bunu yapmıştır.


Rafine şirketler ise, bu başarılarına ilaveten ''toplumsal iddiaları'' da olan şirketlerdir. Toplumsal iddialar, şirket çalışanlarına küresel standartlarda imkanlar tanınarak ulusal iş dünyasına örnek olunmasından, ithal edilen ''stratejik ürünlerin'' ülkede üretilmesi için katma değeri yüksek yatırımlar yapılmasına ve hatta hayat pahalılığı ile mücadelelere kadar uzanır.


Gıda perakende pazarında açık ara lider konumda olan BİM, Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olan enflasyonun, diğer değişle yüksek fiyat artışlarından zorlanan hane halkı harcamalarının düşürülmesine güçlü katkı sağlayarak ''rafine şirket'' olmaya aday bir kuruluştur.


2020 yılı bu rolü üstlenmesi için BİM'e olağanüstü bir fırsat tanımıştır. Bilindiği üzere TÜİK verilerine göre halkın tüketim harcamalarının yaklaşık % 23'ı gıda ve alkolsüz içecekler kategorisidir. Aralık 2020 yılında bu kategoride ''açıklanan'' yıllık TÜFE değişim (artış) oranı ise bir yıl öncesinin aynı dönemine göre % 20,61 olmuştur. Bu oran özellikle az ve sabit gelirli milyonlarca yurttaşı ciddi derecede olumsuz etkilemiştir. BİM 2020 yılında bu rakamın güçlü bir şekilde aşağıya çekilebilmesi için öncü rol üstlenebilirdi. Zira BİM'in kamuoyuna açıklanan faaliyet karının (FVAÖK) satışlara oranı % 9,1'dir. Yani şirket, satışını yaptığını ürünün satın alma bedelini, personel masraflarını, kira giderlerini ve diğer işletme giderlerini düştükten sonra % 9,1 oranında kar yapmıştır. Bir gıda perakendecisi için %9,1 oranı (FVAÖK)*, sadece BİM ve Türk gıda perakende şirketleri için değil, dünya pazarlarında aynı sektörde faaliyet gösteren en başarılı gıda perakende şirketlerinin dahi kolay gerçekleştiremeyeceği bir kar oranıdır ve muhtemelen bir dünya rekorudur (bkz. Food Retail Insights Spring 2020, Duff&Phelps)(Ebitda Margin Analysis, July 2020, Radoyko Lukic, ResearchGate). BİM, enflasyonun olağanüstü sıçrama yaptığı ve fiyat artışlarının halkın önemli bir kısmını perişan ettiği bir dönemde rahatlıkla daha düşük fiyatla ürünlerini satabilir, %9,1 yerine yaklaşık dünya ortalaması olan %5 FVAÖK oranı ile 2020 yılını gene başarılı bir şekilde kapatabilirdi. Buna rağmen net kar yapabilir, yatırımlarını aksatmadan sürdürebilir ve bu sosyal sorumluluk rolünü hissedarlarına rahatlıkla anlatabilirdi. Eğer BİM bu güçlü adımı atabilseydi, takipçisi olan rakiplerde BİM ile rekabet edebilmek için fiyatlarını indirecekler ve bu döngünün enflasyona katkısı olağanüstü pozitif olacaktı. BİM'den gelecek benzeri bir inisiyatif, sadece gıda perakende sektörü için değil, otomotiv, beyaz ve kahverengi eşya ve elektronik gibi diğer sektörler içinde örnek bir davranış olacaktı. Zira bu sektörlerin pazar liderleri de 2020 yılındaki krize rağmen (arzı daraltıp, fiyatları artırarak) güçlü kar yapmışlardır.


Bu görüş, tüccar veya klasik Anglosakson anlayışa göre eğitilmiş ''yüksek kar'' odaklı hissedar ve yöneticiler için terstir. Onlara göre satışlarını, faaliyet karını, net karını, istihdamını artırmış ve vergisi ile temettüsünü ödemiş bir şirket yeterince başarılı olmuştur. Ancak burada gündeme getirilmek istenen konu başarılı olmak değil, onun bir ötesine geçmek, ''rafineleşmektir''. Rafine şirketler, hem finansal hem de toplumsal iddialarını gerçekleştiren şirketlerdir. Finansal hedefler; satışlar, faaliyet karı, net kar ve nakit akışı gibi göstergelerdir.


Lider bir şirketin bu finansal göstergeleri kendisini yakından takip eden rakiplerinin oranı kadar artırmaları başarılı sayılmaları için yeterlidir. Zira bu performansla dahi, hem satış hacimlerinin rakiplerinden daha yüksek olması nedeniyle mutlak değerde daha fazla değer yaratabilecekler hem de rakipleriyle aralarındaki mesafeyi muhafaza edebileceklerdir. Şirketin atıl kalan ve kullanılması gereken diğer potansiyeli (''cephanesi'') ise toplumsal iddialar olarak kullanacaklardır.


Söz konusu toplumsal iddialar gerçekleştikçe, sadece ülkenin refahı artmayacak ve pazar büyümeyecek, aynı zamanda şirketin toplum nezdinde itibarı da yükseleceğinden, önceki yıllarda bilinçli bir şekilde ''kaybedilen karlar'', şirkete bir süre sonra fazlasıyla geri dönecektir.


Şüphesiz her şirketin rafine şirket olmak diye bir zorunluluğu yoktur. Bu bir yaşam ve iş yapma felsefesidir.


Toplumsal iddialar, ancak başarılı finansal sonuçları olan şirketler tarafından ortaya konursa anlamlıdır. Finansal başarıları olmayan şirketlerin ise ''me too'' tarzında tanımlanan toplumsal iddialarını, PR ajansları üzerinden medya kanalıyla genele yaymalarının ise gerçekten ikna edici bir gerekçesi olmalıdır.




*Gıda perakende şirketleri için FVAÖK göstergesi, net kardan daha önemlidir. Zira FVAÖK ile net kar arasındaki fark, faiz giderleri, amortismanlar ve vergidir. Başarılı gıda perakende şirketlerinde ürünler vadeli alınıp, yüksek stok hızı ile döndürülerek peşin satıldığından, normalde işletme sermayesine (veya krediye) ihtiyaç duyulmaz. Dolayısıyla faiz gideri de oluşmaz. Gıda perakende şirketlerinin yatırım harcamaları sanayi şirketleri gibi yüksek değildir. Dolayısıyla amortisman masrafları da düşüktür.

464 görüntüleme0 yorum
Servet Topaloglu

 Perakendede İnovasyon

 Bir fıkrayı ilk defa anlattığınızda herkes güler. İkinci kez anlattığınızda gruptaki ilk heyecanın düştüğünü görürsünüz. Üçüncü kez anlattığınızda ise

artık sıkıcı olmaya başlamışsınızdır. Perakende sektöründe innovasyonda işte böyle bir şeydir. İhtiyaçlara çözüm üretemezsiniz ve üretkenliğinizin sürekliliğini sağlayamazsanız bir süre sonra müşterileriniz sizden sıkılırlar...Orjinal başlangıç konseptiniz atraktif, konseptin temelini atan ve kurgulayan yönetim kadrolarınız mükemmel olsa dahi... 

Servet Topaloglu

 

Bize sık sık "perakende şirketleri, çevikliklerini kaybetmeden nasıl sağlıklı biçimde büyüyebilirler ve kârlılıklarını artırabilirler" diye sorulur ve bugüne kadar icra ettiğimiz projelerde özellikle nerelere odaklandığımız merak edilir.

Yanıt oldukça basittir:

Servet Topaloglu