• Servet Topaloglu

MERKEZE SAYGILI OLMAK GÜZELDİR, ANCAK İNOVASYON UÇ NOKTALARDAN ÇIKAR

En son güncellendiği tarih: Tem 1

Kamu ve özel sektörün anahtar pozisyonlarında bulunan ‘’büyüklerimiz’’ çağdaş makinelere karşı sonsuz hayranlık duyuyorlar.

-Robotlarla çalışan fabrikalar ve devasa depolar,

-Müşteri kasasız süpermarketler,

-Şoförsüz ve yakıtsız araçlar,

-radara yakalanmayan robotik hava araçları,

-Uzun menzilli füzeler,

-Masamızdan dünyanın her yerine sipariş vermemizi, ödeme yapabilmemizi ve ürünü kapımızda alabilmemizi sağlayan dijital teknoloji ve yapay zekalar ‘’saygı gören’' çağdaş makine ve teknik sistemlerden sadece bazılarıdır.


Bilimsel ve teknik gelişmelere itiraz etmek tabii ki mümkün değil, ancak bu makine ve sistemleri yaratan ''yabancı gençlerin'', toplumumuz içinde de aslında var olan, ancak henüz yeterince tanınmayan yetenekli gençlerimizden nitelik olarak çok önemli farkları yoktur.


İtirazım, yabancılar tarafından geliştirilen bu sistemlerin, ‘’yöneten'' konumundaki ''büyüklerimiz’’ tarafından ağızlar açık vaziyette soyut ve küresel mucizeler olarak görülmesine, bunları geliştirenlere insanüstü varlıklar gibi hayranlık duyulmasına, bununla birlikte aynı ortamı soluduğumuz nitelikli yeni kuşak insan varlığımızın önemsenmemesine ve değerlendirilmemesinedir.


Bir itirazım, belki de öz eleştirimde toplumun geniş kesimini temsil eden biz ''yönetilenlere'' olacak. Kamu ve özel sektörün anahtar pozisyonlarında bulunan ve nitelikli gençlerimize istihdam yaratmak zorunda bulunan ‘’büyüklerimizi’’, istisnaları tenzih ederim, bu görevlerini yapamadıkları için bırakınız yapıcı olarak eleştirmeyi, ''adam önemli pozisyonda, ses çıkarmayalım, lazım olur'' düşüncesiyle yapay şekilde yüceltmek konusunda adeta yarış halindeyiz. Hatta bu büyüklerimizle bağlantıları olan eş, dost, akraba, okul arkadaşı ve belki özel şoförler dahi bizlerden ciddi saygı görüyorlar. Ve neredeyse hepsi de bu ''sözde saygıyı'' gerçek zannedip, yapay konforlarının keyfini çıkarıyorlar. Bu durum bende şaşkınlık yaratıyor. Ayırım yapmaksızın herkese saygı duymak şüphesiz iyi bir şeydir. Ancak gösterilen saygı ile işgal edilen makamda icra edilen performansın ‘’olağanüstü dengesizliğine’’ itirazım olması bir kıskançlık veya öfke reaksiyonu olarak görülmemelidir. İstisnaları tenzih ederek söylüyorum, yönetenler ve yönetilenler arasındaki kişisel yararlara dayalı, nitelikli yeni kuşağı aşağıya savuran bu sarmal devam ettikçe, ülkemizin refaha kavuşması ve şirketlerimizin global ölçekte başarılı olması desiderata (''başarılması arzulanan'') seviyesinde kalır.


Makineler, ‘’büyüklerimiz’’ ve yakın çevreleri ülkenin çekirdeğinde ''ilgi odağı'' olurken, periferideki olağanüstü yetenek ve kabiliyetlere yeterince değer verilmemesine bir birey olarak ciddi itirazımın olmasının başka nedenleri de var.


Nitelikli yeni iş yerlerinin açılması ile ilgili gelen sinyaller uzunca bir zamandır hiç iyi değil. Nitekim ülkemizin üniversite mezunu sayısı arttıkça, üniversite mezunu işsizlerin sayısının da artması bu tezimi doğrulamaktadır. Eurosat’ın verilerine göre 15-24 yaş arası üniversite veya benzeri okullardan mezun işsizlik oranımız yaklaşık %35’dir (gelişmiş ülkelerde bu oran yaklaşık %4). Olağanüstü sıkıntılı bir sayı!


Nitelikli iş gücündeki arz-talep dengesinin gençlerin bu kadar aleyhine olduğu durumlarda, bırakınız nitelikli olmasına rağmen iş bulamayan gençleri, iş sahibi nitelikli gençlere de verilen önemin ve duyulan saygının azalması sürpriz olmayacaktır. Zira pazarda nitelikli iş gücü sıra beklemektedir ve gelişmekte olan ülkelerde 100 para birimine yapılacak işi 20 para birimine yapmaya hazırdır. Bu sürecin sonunda ya beyin gücü göçü ya da özenle yetişen yetenek ve kabiliyetlerin körelmesi kaçınılmazdır. Bu sorun orta ve uzun vadede Türkiye'yi vasatlaştırır.


Kamu sektörü, gelir grubu düşük az eğitimli kesimlere kalıcılığı tartışılabilecek istihdam yaratmaya çok daha fazla önem veriyor(popülist politikalar). Özel sektörde benzeri şekilde az zahmetli ve ARGE gerektirmeyen yatırımları daha fazla tercih ediyor(kısa sürede yüksek kar, gerektiğinde sektörden hızlı çıkış) . Üniversitelerin gençlere verdiği eğitimin önemli bir kısmının pazardaki karşılığı neredeyse yok gibi(''bilgi yığma''). Nitelikli yeni kuşağı bekleyen örselenmiş bir gelecek, bir önceki nesilden iyi bir miras alarak farklı sektörlerde yöneticilik yapmış kıdemli bir beyaz yakalı olarak bende ciddi tedirginlik yaratıyor.


Perakende sektöründe inovasyonun, yani şirketleri rakiplerinden olumlu yönde farklılaştıran yeniliklerin, merkezde bulunan laboratuvarlarda değil, mağazanın içinde müşteri ihtiyaç, istek ve şikayetlerin bilfiil görülerek yapıldığını içselleştirmiş ve icra etmiş biriyim. Bu yazımla, kamu ve özel sektördeki büyüklerimizi nitelikli gençlerimizi bir ''müşteri'' olarak görmeleri ve nitelikli gençlerin arasına girip, kendilerinin ihtiyaç, istek ve şikayetlerini iyi dinlenmelerini rica ediyorum. Türkiye'nin orta gelir tuzağından kurtularak refah devleti olması yolunda gereksinim duyacağı inovasyonu sağlayacak unsurlar merkezde değil, toplumun çekirdeğin çevresinde ve uç noktalarındadır. Merkezde anahtar yönetim pozisyonlarında bulunan yöneticilerin (''büyüklerimizin''), nitelikli gençlerdeki bu inovasyon yaratma potansiyelinin fitili ateşlemeleri ve içlerinde ''aslan vuranlarını'' da, anahtar yönetim pozisyonlarına birlikte çalışmak üzere davet etmeleri kafidir. Nitelikli gençler, nitelikli mekanizmaları kendileri geliştireceklerdir.


Türkiye'nin gelişmiş ülkelere kaybedeceği veya nitelikli iş veremediği için körelteceği tek genci olmamalıdır. Gerisi tali konulardır. Nitelikli gençlerimiz ülkenin refahı ve sektörlerinin küresel ölçekte rekabetçi konuma gelebilmeleri için gerekenleri en az bizler kadar bilecek ve yerine getirecek potansiyele sahipler. Yapılması gerekenler sadece, onlara eşit göz hizasında bir birey olarak saygı gösterilmesi, kamu ve özel sektörün anahtar pozisyonlarında görev verme cesaretinin gösterilmesi ve yetkin mentorları tarafından yönlendirilme olanağı sağlanmasıdır.


Nitelikli gençlere ''......'den öğreti ve tavsiyeler'' içerikli seslenişler yapmak, malumun ilanı olduğu için anlamsızdır. Büyüklerimizden de bu tutum ve davranışları bırakmalarını ve kendilerine tavsiye vermek yerine, onlarla birlikte çalışmalarının ve kendilerine sorumluluk vermelerinin yollarını bulmalarını rica ediyorum. Nitelikli gençler mevcut bilgi birikimlerini dünyayı ve mesleki literatürleri takip ederek zaten geliştiriyorlar. Zira bilgi ve tavsiye artık bol, erişimi de çok kolay. Tavsiyeleri de icraat yaparlarken, hizmet ettikleri kitlelerden ve sosyal paydaşlarından dönen çark içinde geri bildirim olarak alacaklardır.

0 görüntüleme
Servet Topaloglu

 Perakendede İnovasyon

 Bir fıkrayı ilk defa anlattığınızda herkes güler. İkinci kez anlattığınızda gruptaki ilk heyecanın düştüğünü görürsünüz. Üçüncü kez anlattığınızda ise

artık sıkıcı olmaya başlamışsınızdır. Perakende sektöründe innovasyonda işte böyle bir şeydir. İhtiyaçlara çözüm üretemezsiniz ve üretkenliğinizin sürekliliğini sağlayamazsanız bir süre sonra müşterileriniz sizden sıkılırlar...Orjinal başlangıç konseptiniz atraktif, konseptin temelini atan ve kurgulayan yönetim kadrolarınız mükemmel olsa dahi... 

 

Bize sık sık "perakende şirketleri, çevikliklerini kaybetmeden nasıl sağlıklı biçimde büyüyebilirler ve kârlılıklarını artırabilirler" diye sorulur ve bugüne kadar icra ettiğimiz projelerde özellikle nerelere odaklandığımız merak edilir.

Yanıt oldukça basittir:

  • LinkedIn Clean Grey

 

Perankendede Diriliği Kaybetmeden İrileşmek

Servet Topaloglu & Partners

© 2020 Servettopaloglu.com | Servet Topaloğlu

Her hakkı saklıdır. Web sitesinde bulunan içerikler (yazı, resim, video, vb.) yazılı izin olmadan ticari veya gayriticari kullanılamaz.