• Servet Topaloglu

FIRSATLAR

En son güncellendiği tarih: Nis 26


Varlıklarını kaybedenler kaybettikleri varlıklara, başkalarının paralarıyla caka yapanlar asıllarına dönmenin verdiği tatsız duruma, yeniden pozisyon alanlar aldıkları pozisyonun meyvelerini henüz toplayamadıklarına, hiçbir şeyleri olmayanlar ise kamuoyundan etkilenerek, zaten olmayan şeylerini sanki kaybetmişlermiş gibi durmadan yakınır dururlar.

‘’Her şey, aynı zamanda zıttını da içinde barındırır’’ teorisine dayanarak, ekonomik krizin sadece olumsuzluklarının konuşulduğu şu günlerde, tam ters yönde bir görüş bildirmek ve bu krizin sektörümüz için yarattığı fırsatlardan bahsetmek istiyorum. Ancak bu fırsatlara değinmeden önce, sizlerle felsefi eksende kısa bir ‘ufuk turu’ yapmak isterim. Perakendeyle ilgili fırsatları sadece başlıklar altında, yazımın sonunda belirteceğim.

Bir kere şunu tekrar hatırlayalım. Liberal düzeni tercih etmiş, global piyasalara açık hiçbir ülkede bir ekonomi yıllarca sürekli büyüyemez. 3 ila 7 yıllık süreçler içinde mutlak surette ya büyümenin hızı yavaşlar, ya da küçülme olur. Bu daralma sürecinde, tıpkı genişleme dönemlerinde olduğu gibi, mevcut varlıklar ve pozisyonlar değişime uğrayarak, yeni oluşumlara zemin hazırlar. Degiştiğini düşündüğümüz temel prensipler gerçekte çok fazla değişmez. Daralma dönemlerinde, genişleme dönemlerine göre temel fark, daralma dönemlerindeki sızlanmaların genellikle çok daha fazla olması ve kamuoyunda daha fazla yer işgal etmesidir.

Varlıklarını kaybedenler kaybettikleri varlıklara, başkalarının paralarıyla caka yapanlar asıllarına dönmenin verdiği tatsız duruma, yeniden pozisyon alanlar aldıkları pozisyonun meyvelerini henüz toplayamadıklarına, hiçbir şeyleri olmayanlar ise kamuoyundan etkilenerek, zaten olmayan şeylerini sanki kaybetmişlermiş gibi durmadan yakınır dururlar.

Kartlar bu dönemde yeniden karıştırılır, dağıtılır ve oyun yeniden başlar. Bir süre sonra ise ekonomi, bu dönemde yapılan düzeltmelerin etkisiyle ve atılan tohumların yeşermesiyle tekrar toparlanmaya, arkasından da büyümeye başlar. Kişi ve kuruluşlardan bazıları değişik oranlarda tekrar nemalanmaya ve ekonomi yeniden canlanmaya başlar, vs.

Unutmamamız gereken konu, bizlerin yazılı olmayan, ancak belirli kurallarla yönetilen, sistemli bir dünyada yaşamakta olduğumuzdur. Bu sadece doğal bilimlerin konusu değildir. Ekonomik sistem de bundan nasibini almaktadır. Nadiren veya sadece bir defa olacağı düşünülen şeyler, hayatımızın her alanında aslında son derece sistematik biçimde gerçekleşmektedir. Öğrenim dönemlerimizden hafızalarımızda kalan birkaç doğa yasasını tekrar hatırlayalım.

-Bir şey sağa doğru sallanıyorsa, sola doğru da sallanacaktır. (Ritim Yasası)

-Tepki olarak gördüğümüz herhangi bir şey, ondan daha önce gelen bir şeyin etkisidir. (Etki-Tepki Yasası)

-Enerji kaybolmaz, sadece şekil değiştirir (Enerjinin Dönüşümü Yasası)

-Benzer frekansta olan şeyler birbirlerini çekerler, aynı frekansta olmayan şeyler birbirlerini iterler. (Çekim Yasası)

-Sıcak vardır, çünkü biz onu soğukla kıyaslarız. (İzafiyet Yasası)

-Bir şeyin oluşması için bir birliktelik ve kuluçka dönemi gerekir. (Cinsiyet Yasası)

Bu nedenlerle, ekonominin tepe yaptığı dönemlerde, tıpkı güneşin parladığı anlarda olduğu gibi, nasıl varlıklar büyüyor, refah artıyor, işbirlikleri fazlalaşıyor, yüzler gülüyorsa, ekonominin dip yaptığı durumlarda da, tıpkı gecenin olduğu gibi, bunlar aynen olmakta, ancak farklı bir eksende ve biçimde gerçekleşmektedir. Gündüzleri nasıl geceden farklı hareket ediyorsak, yazın ve kışın hayatımızı nasıl yeniden kurguluyorsak, ekonominin zirve ve dip yaptığı noktalarda da farklı davranmamız gerekir. Ekonominin zirve ve dip yaptığı dönemle, gece-gündüz veya yaz-kış arasındaki en önemli fark, ekonomik büyüme dönemlerinin, genellikle ekonomik krizlerden çok daha uzun sürmesi, gece ile gündüzün veya yaz ile kışın ise sık sık ve aşağı yukarı eşit zaman dilimleri içinde değişmesidir. O bakımdan gece-gündüze veya yaz-kışa çok daha çabuk intibak etmekte, ekonomik krizlerde ise şaşırıp, şoka girmekteyiz. Bu şok durumu bazılarımızın sağlıklı kararlar almasını ciddi derece engellemektedir.

Ekonomik krize girmemiz ve bunun neticelerinin hissedilmeye başlamasıyla oluşan yeni ortamda, yani güneşin gittiği, gecenin başladığı, yazın bittiği kışın başladığı dönemlerde, aşağıdaki yaklaşımları meslektaşlarıma hiç yakıştıramam, çünkü aşağıda yazılanlar yaşadığımız dünyanın gerçeklerine terstir. Ekonomik krizler ve ekonomik refah dönemleri tıpkı gece, gündüz, yaz, kış gibi doğal yaşamın parçalarıdır. Eğer başarılı olmak istiyorsak, aşağıdaki gibi değil, yukarıdaki yasalarla uyum içinde hareket etmemiz gerekir:

-‘’Şu kriz bir an önce bitse de, artık normale dönsek, aksiyonlara ve yatırımlara başlasak’’ diye düşünmek. Halbuki kriz dönemleri inanılmaz fırsatları da bünyesinde barındırıyor, bu fırsatları kullanmak gerekir.

-Zamanın çoğunu olmasını arzulamadığımız şeyleri düşünerek ve konuşarak geçirmek. Halbuki pozitif düşünürseniz, pozitif insanları ve koşulları da yanınıza çekersiniz.

-‘’Aksiliğe bak…Zirve yapmıştım, şimdi aksi yöne gidiyoruz’’. Halbuki o zirve dediğiniz noktayı bir süre sonra tekrar aşabilme imkanına sahipsiniz.

-‘’İyi bir konsept çıkarmıştık, ancak neticelerini alamayacağız galiba’’. İyi konseptlerin çoğunun, konsept daha kuluçka dönemindeyken çöpe atıldığı vakalardan biri lütfen siz olmayın.

Eğer perakende konseptiniz normal dönemlerde operasyonel kar yapıyorsa ve aldığınız ürünleri ödeme vadelerinden önce satabiliyorsanız, diğer bir değişle negatif işletme sermayesi yaratabiliyorsanız, bünyeniz her dönem için bağışıklık kazanmış demektir. Kriz dönemlerinde de olağanüstü başarılara imza atabilirsiniz. Bu fırsatlardan sadece ilk aklıma gelenleri sıralıyorum:

-Satın alacağınız ürünlerin fiyatlarını daha da indirterek ve bunu satış fiyatlarınıza yansıtarak sattığınız adet sayılarını arttırabilir, pazar payınızı genişletebilirsiniz. Eğer negatif işletme serma- yenizin büyüklüğü izin veriyorsa, geçici dönem için erken ödeme yaparak alım fiyatlarınızı daha da indirebilirsiniz. Eğer negatif işletme sermaye sorununuz varsa, tedarikçi partnerinizi fiyat indiriminden ziyade, daha uzun vadede ödemeye veya ürünün bedelini, ürünü sattıktan sonra ödemeye ikna edebilirsiniz.

-Reklam mecralarının fiyatları ciddi derecede düştü. Bu fırsattan istifade ederek markanızı geniş mecralarda oldukça düşük maliyetlerle ön plana çıkarabilirsiniz.

-Çok kıymetli uzman ve profesyonelleri nispeten düşük ücretlerle bünyenize katıp, şirketinizin fanatiği haline getirip, onların deneyimlerden yararlanabilirisiniz.

-Değişik nedenlerle kiralık yer bulamadığınız AVM ve caddelerde makul kiralarla yeni mağazalar açabilirsiniz.

-Bünyenize entegre edebileceğinizi ve yeniden yapılandırabileceğinizi düşündüğünüz nispeten cılız kalmış rakiplerinizi satın alabilirsiniz, zira borçlanma faizleri şu sıralar tarihinin en düşük seviyelerinde. Benzeri fırsat ekipmanlarınızı, teknoloji alt yapı yatırımlarınızı yenilemek ve yeni konsept denemek içinde geçerlidir. Bu malzeme ve hizmetleri size sunacak firmalar, bu dönemlerde ellerinde fazla iş olmadığından, sizlere en mükemmel çözümleri en uygun fiyata sunmaya hazırdırlar.

Eğer perakende konseptiniz operasyonel kar ve negatif işletme sermayesi yaratamıyorsa veya yaratamayacak gibiyse, sıkıntılı durumunuzun ne ekonominin tepe noktası ile ne de dip noktası ile doğrudan bir bağlantısı vardır. Bünyeniz ‘doğal değişime’ bağışıklık kazanmamış demektir. Şirketiniz, doğal değişimi olağanüstü bir durum gibi algılar ve kilitlenir. Bu perakende konseptlerine ne ekonomik kriz ne de ekonomik refah dönemleri fırsat sunar. Bu konseptlerin sahipleri hem ekonominin zirve yaptığı hem de dip yaptığı dönemlerde zorlanır. Ancak ekonomik kriz döneminde herkes daha ince hesap yaptığından, bu tarz perakendeci ve üreticilerin zorlanma dereceleri en üst noktaya çıkar. Bunda yadırganacak bir durum yoktur.

Fırsatlardan azami derecede yararlanabilmek için, her ortamda şirketinize bağışıklık kazandırma yetkinliği sağlayan ‘operasyonel kar ve negatif işletme sermaye aşısı’ yaptırmayı ihmal etmemenizi tavsiye ediyorum.


Servet Topaloglu

 Perakendede İnovasyon

 Bir fıkrayı ilk defa anlattığınızda herkes güler. İkinci kez anlattığınızda gruptaki ilk heyecanın düştüğünü görürsünüz. Üçüncü kez anlattığınızda ise

artık sıkıcı olmaya başlamışsınızdır. Perakende sektöründe innovasyonda işte böyle bir şeydir. İhtiyaçlara çözüm üretemezsiniz ve üretkenliğinizin sürekliliğini sağlayamazsanız bir süre sonra müşterileriniz sizden sıkılırlar...Orjinal başlangıç konseptiniz atraktif, konseptin temelini atan ve kurgulayan yönetim kadrolarınız mükemmel olsa dahi... 

 

Bize sık sık "perakende şirketleri, çevikliklerini kaybetmeden nasıl sağlıklı biçimde büyüyebilirler ve kârlılıklarını artırabilirler" diye sorulur ve bugüne kadar icra ettiğimiz projelerde özellikle nerelere odaklandığımız merak edilir.

Yanıt oldukça basittir:

  • LinkedIn Clean Grey

 

Perankendede Diriliği Kaybetmeden İrileşmek

Servet Topaloglu & Partners

© 2020 Servettopaloglu.com | Servet Topaloğlu

Her hakkı saklıdır. Web sitesinde bulunan içerikler (yazı, resim, video, vb.) yazılı izin olmadan ticari veya gayriticari kullanılamaz.